Yazı

Kadere İman ve Kadercilik

Kader; Allah’ın yarattıklarına koyduğu ölçüdür. Bu ölçü alt ve üst sınırları belirler. İnsanda ölçü , nefs ve ruh tabiatlarında akıl ile irade etmesiyle ortaya çıkar. Yani görüp, duyduğumuz, hissedip, anladığımız, hayal edip yaşadığımız herşeyin bir ölçüsü ve sınırı var.  Örneğin doğumla ölüm dünya yaşamı sınırıdır. Nasıl ki hepimizin ömür süresi farklı ise, kader tezgahındaki ölçülerimizde farklıdır. İmandan tutunda aklımızı kullanmaya, gönül zenginliğinden tutunda parmak izine kadar.

İnsan dışı canlı,cansız  her varlığında ölçüsü vardır.Güneşten  evrene, tek hücreden  hayvana,sudan toprağa her şeyin ölçüsü vardır.Yani kaderi vardır.

İnsan dışında tüm yaratılmışlar ölçüsüne irade etmez riayet eder. İnsan irade edebildiği için Ahsen-i Takvim üzere Eşref-i Mahluk olmuştur. İrade , en büyük nimettendir. İradeye keşif yolu açıktır çünkü.  Bir bitkinin ben artık balkonda durmak istemiyorum bahçeye çıkıyorum deyip gittiğini  veyahut  bir köpeğin  et tuzsuz deyip tuzlu sevdiğini söylediğini duyamazsınız çünkü bitki de hayvanda ölçüsüne göre davranır. Kadere riayet eder. Hatta gaybi olarak Melekler de , ben biraz insan veya bir hayvan olayım ve kafama göre takılayım diyemez. Onlarda kadere riayet eder. Velhasıl  yalnız insan irade eder yaratılmışlar içerisinde. Kadere iman,  bu ölçülere göre yaşamaya irade etmektir.

Kadercilik, şeytanın  başını çektiği ve insanlara vesvese ile enjekte ettiği dindir. Hani şeytan” Beni azdırman sebebi ile insanlara karşı Senin dosdoğru yoluna oturacağım” (Araf16) demişti ya.yani Allah’a iman ettiği halde ölçüsüne uymayarak –ateşten yaratılmayı topraktan yaratılmaktan üstün görerek- bu isyanının faturasını ,beni Sen böyle yarattın diyerek Allah’a kesmeye çalışmıştı. Ve bu isyan ile Allah’a karşı ilk günahı işlemiş ve kovulmuştu.

Kadere imanda ise “Böylece o (şeytan) ikisini aldatarak öncülük (önderlik) etti. Ağaçtan tadınca (meyvesini yeyince) ayıp yerleri kendilerine göründü (açığa çıktı) ve üzerlerine cennet yaprakları yapıştırmaya başladılar ve Rab’leri (ikisinin Rabbi), ikisine şöyle seslendi: “Sizin ikinizi bu ağaçtan nehyetmedim mi (yasaklamadım mı)? Ve sizin ikinize, muhakkak ki şeytan apaçık düşmandır.” demedim mi? İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” (Araf22-23 ) ayetleri ile belirtildiği şekilde Adem ve Havva  da şeytanın aldatması ile yasağı çiğneyerek günaha düşmüşlerdi. Şeytanla onlar –dolayısı ile biz insanlar – arasında kıyamete kadar sürecek  kadercilik ve Kadere iman  savaşı başlamış oldu.  Fakat şeytanla ikisi arasında cennetten kovulmakla çıkarılmak farkı oluşmuştu. Şeytan kovulmuştu ,çünkü  ölçüsünü anlamamış ,isyanını Allah’ın onu ateşten yaratmasına bağlamıştı. Adem ve Havva ise Ölçüleri olduğunu anlamış Allah’ın kaderine rıza göstererek suçu kendilerinde bulmuşlar ve af ve mağfiret dilemişlerdir.

İşte kadercilik; apaçık düşmanlığı bize bildirilmiş olan şeytan gibi, hatasını kaderine bağlamak ve bunda ısrar etmektir. Kadere iman ise; Ademin yaptığı gibi, hatayı kendisinde bulup ,ölçülerinin ,hem şeytana uyup günah işlemeye hem de şeytana uymayarak en şerefli yaratılmış olabileceğinin  farkına varması ile özür dilemesi gibi teslim olmasıdır.

Sonuç olarak: Ya şeytan gibi ,bir günah işleyince suçu Allah’a atar Sen beni suç işlemeye müsait yarattın o yüzden ben bu suçu işledim dersin. Ya da Adem gibi özür diler, Sen beni  şeytana uyup hüsrana uğramak ve Senin dosdoğru yolun arasında , verdiğin akıl ve irade ile,  ölçülenerek (kader ile) yaratıldığını kabul eder tövbe ile suçundan döner , aczini kabul edersin.

Ey arkadaş, seçim yapma hakkın var. Dilediğini seç,  sebeplerini seçimine göre Allah yaratır ve nihayetinde seçimlerinin sonucunu dünyada da ahirette de yaşarsın. Vesselam

Bahadır Çimenler

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !