Yazı

Varlık ta bir imtihan yoklukta, canlar, kardaşlar. Varlık nedir derseniz, varlığı olmayana göre elinizde ondan fazla ne var ise siz ona göre varlıklısınız demektir. Yani olmayana, olmayanın var olması varlıktır. O halde başkasında var olanın sizde olmaması da yokluk olsa gerektir. Bin lirası olan yüz lirası olana, yüz lirası olan hiç parası olmayana göre varlıklıdır. Çocuğu olan olmayana göre, sağlığı olan olmayana göre, eli olan olmayana göre, aklı olan olmayana göre varlıklıdır.  Varlıklı olmak bir nimettir. Peki varlığın imtihanı ne ola ki? Varlığın imtihanı şükürdür. Bu şükür varlığa sabır göstermektir. Varlığa nasıl şükredilir? Şükür fiilini eyleme geçirerek. Zekat vererek, fakiri, kimsesizi, yetimi, çaresizi, yolda kalmışı ve ihtiyaç sahibini gözeterek, ihtiyaçtan fazlasını infak ederek, paylaşarak. Varlığa sabır nasıl ola ki dostlar? Varlığın kişiyi azdırmasına, sahiplendirmesine hatta varlığı ilahlaştırmasına karşı gösterilen direniş varlığa karşı sabır olsa gerektir. Takvaca daha ileri olan varlık sahipleri, adeta varlıklarının ağırlığından ezilircesine latif, naif ve düşüncelidirler. Sağ eli verirken sol elinin bilmesinden sakındıkları gibi yaptıkları hasenatı dahi gizlerler. Varlığın yegane kaynağının Allah olduğuna teslim olurlar. Yaptıkları iyiliği başa kakmazlar. Vicdanları karşısında nefislerine teslim olmazlar. Varlıklarına yokmuş hükmünde kıymet verirler. Yani yok olmadan, ellerinden çıkmadan değerini bilirler. Öyle ya, yok olan için varlık nice kıymetlidir. Varlık sahipleri olmayandan alacağını istemez. Olmayanı borçlu diye dahi düşünmez. Çünkü olmayanın, varlığının olmayışı da imtihandır. Yokluğun imtihanı nedir derseniz, o da sabırdır. Bu sabır aynı zamanda olmamasının şükrüdür. Belki yokluk, varlığın kişiyi azdırmaması içindir. Ya da belki, kişinin dünyadaki yokluk çekmesi ahiretini kurtarmaya vesiledir. Veyahut, sabrın sonunda selametin hidayete ulaşması içindir.

Nasıl ki bir çok mal çalışarak, gayret gösterilerek elde edilebilirse, bereketi ancak şükür ile olabilir. Bu bereket nefsimize zor gelen hayr olur. Varlık az olsada kıymetlenir bereketle. Bereket görünmez koruyan ellerdir varlığınızın üzerinde. Bereket, hayatında nar görmemiş birinin,bir nardan binlerce tane çıktığını görünceki mutluluğu ve şaşkınlığı gibidir.

Varlıktan yokluğa veya yokluktan varlığa 180 derecelik  açı oluşturan imtihanların gece ile gündüz misali zıt ve bütünleşik çift kutuplu dengesi vardır. Nasıl ki karanlık, ışığın olmamasındandır ve ışık karanlığı yok eder, yokluktaki sabır ve varlıktaki şükür karanlığı aydınlatır. Kişinin varlık ve yokluktaki ışığı sabrı ve şükrü kadardır. Lakin insan aciz ve unutkandır. Işığı bulunca karanlığı unutuverdiği gibi, karanlığa düşünce de aciz kalır. Unutmamak ve aciz kalmamanın gereği de sabır ve şükürdür. Varlık ile yokluk arasındaki dik iniş ve çıkışların sonu çölde ya vaha ya da serap gibidir. Her şeyin sahibini Allah ve kendisini emanetçi sayan kişi vahaya ulaşırken, kendisini sahip sananlar ancak serap görebilirler. Onlara kurtuluş her zaman yakın gözükür ama her defasında uzaklaşır serapları. Vahaya ulaşanlar kaderin çemberinde sabır ve ve şükür ile varlık ve yokluğu yaşayanlardır. Doğduğumuzda kulağımıza olunan ezanla, öldüğümüzde arkamızdan okunan sela arası varlık ve yokluk imtihanları ile doludur. Hesap günü okul hükmündeki dünyadan, karne hükmündeki imtahanlardaki başarı ve başarısızlık şöyle sual olunacaktır: Hadiste buyurulur ki:Kıyamette herkes, şu dört şeyden soruluncaya kadar yerinden ayrılamaz: 
1- Ömrünü nasıl tükettin? 
2- Gençliğini nasıl geçirdin? 
3- Malını nasıl kazandın, nereye harcadın? 
4- İlmin ile ne amel ettin?) [Tirmizi]

Bu şeylerin varlığı ve yokluğu hesap nedeni olacaktır.  Çünkü dünyada iken şunlar ile uyarılmışızdır:

“Şüphesiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!”(Bakara 155)

Sabır ve şükür denizlerinde kulaç atanlar ise derler ki:

 “Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler. İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır.”(Bakara 156,157)

Yokluktaki sabır, kan kusup kızılcık şerbeti içtim demekse, varlıktaki sabır dikenli tel yutmak gibidir. Yokluğun meşakkatlerine katlanmak nefsin ıslahında ne kadar önemli ise, varlığın nefsin üzerindeki ayartıcı etkilerinden sakınmakta o kadar önemlidir. Yokluktaki ve varlıktaki şükür, verenin de alanın da Allah olduğunu bilmektir. Sabır ve şükür bir elmanın iki yarısı gibidir. Varlık ve yokluk ta elmanın içindeki kurtçuk gibidir. Siz elmayı seversiniz veya sevmezsiniz. Ama sizin sevip sevmemeniz kurtçuğun yaratılış amacını gerçekleştirmesini engellemez. En nihayetinde, En sağlıklı meyve kurtlu olandır. Kurt, içinde bulunduğu meyvenin kimyasal madde içermediğinin bir kanıtıdır. Varlık ve yokluk hayatın doğal bir parçası ve imtihan vesilesi. Sabır ve şükrü bilmek imtihanı geçebilmektir.

Sabır ve şükür Allah’tan istenmez, Allah’tan verilir. Yoklukta ve varlıkta sabır istemek, Allah’ım varlığımı al yada varlık ver ki sabrımı göstereyim demek olur ki bu durumda varlığın veya yokluğun çift kutuplu tabiatına bağlı olarak bela ve musibet istemiş olursunuz. Onun yerine Resulullahın öğütünü dinleyerek afiyet istemek gerekir. Afiyet isteyene Allah sabrını verir. Allah’tan şükür de istenmez. Buda sabır istemek gibi bir manaya gelir ki, Allah’ın sünnetullahı ile pazarlık etmek olur. Siz Allah’ın kurallarına uyar, varlığın ve yokluğun yukarıda saydığımız gerekliliklerine tabi olursanız şükrünüzü yerine getirmiş olursunuz. Hamd ise alemlerin Rabbi Allah’a mahsusdur. O’nun kendine hamd ettiği gibi hamd etmekten aczimizi itiraf ederiz. O ancak kendini övdüğü gibidir. Biz yaratılmışlar O’nu bir şey ile kıyaslayabilir miyiz ki yeterince övebilelim.

Sözlerimize birkaç mısra ile son verelim.

Nefis ve ruh nasıl ki bu bedende birlikte,

İnsan dediğin varlıkla, yoklukla imtihan  edilmekte,

Kul olan Sabır ve şükür ile dengelemekte,

Can dediğin, toprak bedeni terk edip gitmekte,

Vuslatı aşktır,  Ba’s edidiğinde hesap vermekte.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !