Yazı

Hak-batıl şirketi

En nihayetinde tüm sonuçlardan görürüz ki Allah’a Kurban olabilmek yani Allah’a yaklaşabilmek, Allah’ın ipine tutunabilmek, nefsini Allah’tan satın alabilmek, ölmeden önce ölebilmek, nefsini arındırabilmek, tarafını seçebilmektir Kur’anın amacı.

Bu amaç doğrultusunda baş düşman şeytan ve hakkada batıla da meyilli nefsimizin negatif ayartıcı etkileri ile savaşırken, bu savaşın tanımını da yapmak gerekir. Bu savaş, iman edenlerin takvaları ölçüsünde şirke karşı duruşlarıdır. İnsanlık tarihi boyunca ne zaman ki insanlar Allah’a şirk koşmuş Allah elçi ve kitaplarla uyarmıştır. Ta ki insan ve vahyin tekamülünün zirvesi son elçi ve kitaba kadar. Artık insanlığın ikindisi yani becerebilenler için hasat vaktidir. Din tamamlanmıştır. Bu arada şeytan da ona verilen süreyi kullanmakta ve sistematize etmektedir. O lainin kurduğu sistem artık bir Hak-batıl şirketi durumuna gelmiştir. Çünkü şeytanın kendisine yoldaş ararken kullandığı temel metodlardan biri gerçeği saptırmak yani hakka batılı karıştırmaktır. Bu karıştırma işini kendisininde çok iyi bildiği gibi Hakk olan Rabbimizle aramıza engeller yani putlar koymakla yapmaktadır. Mesela kazanç hak iken o çok kazancı güzel göstererek, kazancı amaçlaştırarak putlaştırır ve Kul ile Allah arasına engel yapmaya çalışır. Ama asla aşamayacağı Allah ile kul arasına girememektir. Kul çabalayarak Allah’a ulaşır Ama Allah zaten Kula şah damarından yakındır.

Şeytanın, sahtenin, aldatıcının ilahi kader içerisinde kurduğu ve sistematize ettiği işlerle oluşturduğu Hak-batıl şirketini, özellikle şirk ve Resulullahında uyardığı gizli şirk ile ayakta tutmaktadır.

Özellikle günümüzü ve geleceğimizi, akabinde ve datayında mechul akıbetimizi yakından ilgilendiren bu Hak-Batıl şirketini mercek altına almadan konuya devam etmek istemiyoruz.

Hak-Batıl şirketi:

Sevgili çağdaşımız olan insanlar. Dünyayı takip ettiğimiz internet, tv, radyo vs. basın ve yayın organlarına bakın, hayatı birlikte yaşadığınız insanlara arkadaşlarınıza bakın, daha yakınınıza dostlarınıza, akrabalarınıza, ailenize bakın. Daha da yaklaşarak kendinize bakın. Akıllarını kullananlar ve şuur sahibi olanlarınız daha içre ve derin baksın ve görsün. Okumaya çalışın hayatı. Sahip olduğunuz bilgi, tecrübe, tasavvur, akıl ve beş duyunuzu kullanarak, beyninizi maksimum performansa zorlayarak bakın dış dünyanıza. Dış dünyadan iç dünyanıza yuvarlanın sonrasında. Kah ışık hızından hızlı kah kaplumbağa hızında gidip gelin iç ve dış dünyanız arasında. İster Alim, aydın olun, ister aciz, cahil olun ama mutlaka bakın yaşamınıza ve hayata. Olayları, kişileri, yerleri ve zamanları düşünün. Her hangi bir anı çekip çıkartın anılarınızdan ve koyun önünüze. Şimdi onu okuyun. O hatıranızın öncesine, sonrasına, önüne arkasına, altına ve üstüne gidin. Ve nihayetinde bakın. Sizde bu Hak-batıl şirketinin çalışanı mı, müşterisi mi yoksa bitarafımı ya da karşısı mısınız?

İman ettiğini iddia eden kardeşlerim. Önce Rabbimizin kelamı ile başalayım açıklamamıza. Şöyle diyor rabbimiz olan Allah:” Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah'a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.” (Bakara 256)

Düşündüğünüz anın içinde olan Hakk, gerçek olan Allah kelamına, Resulullah öğretisine uyan neler var? Ya da sizin nefsinizin negatif ayartmalarına, güdülerinize ve vesveseci şeytana uyan neler var? Hangi putları barındırıyorsunuz benliğinizde? Sizi bağlayan, görünür ve görünmez prangalar neler?

Eğer bu çözümlemeyi mevcut aklınızla yapmaya, elekten geçirmeye çalışıyorsanız, durun. Yolunuz hala doğru istikamette değil demektir. Zaten o aklınızla yaşıyordunuz ve düşünmemiştiniz. Yaşamış olduğunuz ve önünüze koyduğunuz o olaydaki Hak ve batıl ayrımını yapmadan evvel, aklınızı nelere inşa ettirdiğinize bakmalısınız. Bu işe başlayacağınız ve bitireceğiniz kaynak ve hedef aynıdır. Kur’an-ı Keriym. Elinizin altına iyi bir meal ve tefsirler almak sizi 1-0 önde başlatacaktır. Eğer ben bu Kur’anı anlayamam, bu işi yazılı veya sözlü gelenek olan rivayet, ‘hadis’, kültür, fıkıf, tasavvuf eserlerinden başlarım diyenlerdenseniz bilin ki yeni inşa edeceğiniz akıl ve şuur binasının temelinde malzemeden çalıyorsunuz demektir. Hatta daha ötesinde projeniz hatalı olacaktır. Hangi proje olursa olsun Allah’ın projesine uygun değilse batıl olur, fake olur, arızi olur, suni olur. Doğal olmaz. Doğal olmayan yıkılıp gitmeye mahkumdur.

Peki nedir bu Hak-batıl şirketi?

Sermayesi, hem Hak hemde batıldır. İki yüzlüdür. Eşyanın çift kutupluluğunu batıl yöne meyilli kullanır. Vahyin, bilginin aslını da kullanır, uydurulmuş sahtelerini de.

Misyonu, Anı yaşa, zafere giden her yol mubahtır, adalette önemlidir ama esas olan  eşitliktir, biz yardım etmek istiyoruz adalet için çabalıyoruz demektir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktır. Ben yaptım olduculuktur. Üç maymunu oynamaktır. Perde arkasından kuklaları yöneterek ortaya çıkmadan parsayı götürmektir. Ve bunlar gibi daha nice iki yüzlü ve münafıklıklar bu şirketin misyonundandır.

Vizyonu, Tek kelime ile: “çıkarlarım”

Politikası, çıkarlarımı gerçekleştirmek için kimseye, hiçbir şartta acımam. Nefsimin negatif benliği benim ilahımdır.

Çalışanları, Kendini akıllı sayan ve gösterenler, ilimde ilerlemiş fakat şeytandan vaaz dinleyenler, çoğaltma tutkusunu ölümün gerçekliğine karşı önde tutanlar ile güç ve erk sahibi kişilerdir.

Müşterileri, Özellikle cahil insanlar,fakirler, şirketin kendi ürettikleri ile akıllarını ipotek altına aldığı insanlar, işlerin sahte ve geçici kolayına kaçanlar ve avam hatta ben, sen, hepimiz.

Ürünleri, Din tacirliği, siyaset yalakalığı, hurafeler, duygu istismarı, putlar (Allah ile aramıza giren herşey), terör, ötekileştirme, hümanizm, carpe diem vb. olarak batıl sathından kullandıkları olduğu gibi, kullanımına göre hak veya batıl olabilecek teknoloji, pozitif bilimler gibi araçlarda vardır. Fakat en acısı ve bu şirket için en kullanışlısı hak ile kandırmadır. Bu ürünlerin çıkış noktası Haktan olmakla birlikte ilave ve sahte eklerle kişileri bencilleştiren ve kişden başlayarak domino ve kelebek etkisi ile toplumlara yayılan, nefse zulüm olan, negatif bir şuurla yapılan, tefekkürden uzak, öncesi ve sonrası da sübjektif düşünülen, sırat-ı müstakime doğrulatılmamış, haham, papa, hoca, şıh, şeyh.. vb kanallardan alınmış ve kabul edilmiş yönlendirmeler, öğrenilmiş ve öğretilmiş çaresizlikler, korkular, gelecek kaygılandırmaları, adam sendecilikler, bananeciliklerdir. Şirket bazen bedava dağıtır ve sonrasında nemalanır bu ürünleri bazen ederi bu diyerek koyduğu karşılığı cebinizden rızanızla alıverir. Ve size kendisinin yıkılmaz bir duvar kadar güçlü hissettirir. Bu şirket tarih boyunca vardı ve olacak.

Patron, bu güne kadar hiçbir yandaşının kendisiyle müşerref olamadığı, Çalışanlarının üzerinde hipnoz etkisine sahip, müşterilerinin kulaklarına fısıldayabilen ve şirketini taa insanın yaratılışında isyan ve bencillik ile kendisine de zulmederek kuran şeytandır. Hani şu aldatan, süslü gösteren, orijinal sahte, düşmanın ağababası olan şeytan. Her fısıltısı şer sonuçlanan ve dosdoğru yola çöreklenmeye yemin etmiş olan şeytan.

Müdürleri, baronlar, Vandallar, siyasetçiler, ülke yöneticileridir.

Şefleri, Aracılık iddiası ile veya çözümleme iddiası ile din adına konuşanlar, Adalet getireceğiz diyerek dünya jandarmalığına soyunanlar, sömürgeciliği iş edinenler, para, servet avcıları, rant meraklıları, putperstler, eşyaya, bitkiye, hayvana hakkını vermeyenler, zulmedenler ve daha niceleri..

Çalışma metodları, sinsilik, gizlilik, yüze gülüp arkadan vurma, Hakkı gasp, süsleme, çıkarcılaştırma, manevi duygularla oynama, bir verip bin alama, karşılıksız iş yapmama, saman altından su yürütme, şeytani volelerini uzun vadelere yaymak, amaç uğruna araçları yok saymak, çoğaltmaya teşvik etmek, uzun vadeli borçlandırmak, refahı yalnız kendisinde vaad etmek, dünyaya bağlayıp ötesini unutturmak, güvenliği ve özgürlüğü satın almaya çalışmak temel metodlarıdır.

Dünyaya bağlanan için ölüm, son olur, yıkım olur, acı olur. Düşüncesi bile korkunç olur. Bu şirket ölümü red edemediği için içten içe korkuyla karışık vicdanını rahatlatmaya yönelik işler yapar. Fakat bunlar devede kulak bile değildir. Bu şirketin bir bölümü ölüm sonrasını red eder yaşar ve ölür.

Bu şirketin müdürleri ve şeflerini işlerinden vazgeçiremezsiniz. Akıbetleri hüsrandır. Bunlar nefs-i emaredirler. Çalışanları az bir miktar irade edebilseler de, ancak nefs-i levvamedirler. Kah iyi kah kötü ve pişmanlıkta döner dururlar. Müşterileri ise nefsi levvameye meyillidir, İçlerinde hayatını Hakka inşa ettirebilende olur. Bunlar sorumluluk bilinçlerini artırır ve doğru yolda seyir edebilirler. Bazısı nefsine zulme devam eder ve fıtratına da ihanet ederse beşerlikte takılır kalır.

Beşerlikten insan olmaya geçiş adımı en önemli adımlardandır. Bu Hak-batıl şirketinin kimi müşterileri beşer kimisi de insandır.İnsan olmaya irade edenler Hakkın iradesine kavuşmayı umabilirler.

İnsanlık tarihinin ana sorusu ve sorunu olan bu Hak-batıl şirketi, ilahi bilgilerle işlenmemiş beşer ve insanlara kendini süslü tanıtır ve göstermez. Onu ancak ilim sahipleri görebilir. Bu şirketin patronu hesap gününde onu suçlayanları yada sarılanları inkar edecek ve ben yapmadım siz kendiniz seçtiniz diyecek kadar kurnazdır ve planlıdır. Her ki ki onu tanımış ama yolundan devam etmiş ise bunun elbet nedenleri sorulur ve mizanda ölçülerek hak ettiğine kavuşur Allahu alem.

Şimdi dostlar, arkadaşlar, canlar. Düşünün bir daha hatıralarınızdan aldığınız o anıyı. Neresinde Hak ve neresinde batıl var bir daha bakın. Eğer biraz da olsa hak ve batılı ayrıştırabiliyorsanız hiç durmayın. Pişman olun. Ve Hakkın sahibinden af dileyin ve teslim olun, islam olun. Kula kulluktan Allah’a kulluğa geçiş vakti şimdi. Çünkü hala yaşıyor ve nefes alıyorsunuz..

Bu kalleş şirketin müşterisi olmamak için, mübarek kitabımız Kur’an, Hak-batıl şirketine karşı Hak ve batılı ayırmak için başta belirttiğimiz ayete ilaveten: Bakara 185, Al-i imran 4, Enbiya 48 de Furkan (Hak ve batılı ayıran) diyerek, Tarık 13 te “Muhakkak ki O(Kur’an) ayıran bir sözdür diyerek kesin olarak açıklar ki bu melun şirketin müşterisi olmamak için kesin ve kati kaynak Kur’an dır.

Kulun Hak ve batılı ayırma çabasına Furkan’a uymaktır desek herhalde yanılmış olmayız.

Yaratılış amacımız olan kulluk ve hangimizin daha iyi işler yapacağının görünmesi, hak ile batılı ne kadar ayırdığımıza, Furkan’a ne kadar sarıldığımıza ve dosdoğru yola ne kadar tabi olduğumuz   bağlıdır.

Hak-batıl şirketinin çalışma yürüttüğü gözümüzün önündeki birkaç örneğide verelim: Ortadoğudaki savaşlar, sömürü altındaki yerlerden tutunda tv lerde izlediğiniz evlilik programlarında hak olan evliliğe batılın karışmasına kadar, helalinden çalışıp kazanmaktan sizi çekip alan bankalardan tutunda, çarpık ideolojileri ile insanları madden ve manen zehirleyen tüccarlara, ilüminatinere kadar, tekamül zincirini evrim diye basit ve mesnetsizleştirenlerden, temel hak ve özgürlüklerin satın alınması gereken mallara dönüştürülmesine kadar, at izinin it izine karıştırıldığı yönetimlerden tutunda, batılı hak olarak anlatan dincilere kadar örnekler gözümüzün önünde akıp gidiyor. Bunlar yetmezmiş gibi sizin gözlerinizide kendi elleriniz ile kapatıp oyun süsüde veriyorlar sizi kandırmak için. Akıbetimiz hayr olsun inşallah.

B.Ç Issız ömürlere hisseler kitabından alınmıştır

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !